İki ayda 300 yeni konteynerci türedi

DEPREMLE birlikte büyük bir konteyner ihtiyacı oluşunca sektördeki firmalar da alışık olmadıkları bir yoğunluğun içine girdi. Ağırlıklı olarak ihracata çalışan sektör, rotasını iç piyasaya çevirip kapasitesini artırdı. 33 yıldır bu sektörde faaliyet gösteren Vefa Grup Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Güner, yeni koşullara uyum sağlamak için son iki ayı uykusuz geçirdiklerini ancak yine de yoğun talebe cevap veremediklerini anlattı. Türkiye’nin halen 200 bin konteyner açığı olduğunu, toplam kapasitenin ise günlük 1.000 adete yanıt verebildiğini söyleyen Güner, depremle birlikte çok sayıda yeni konteyner üreticisinin de ortaya çıktığını ifade etti. Güner, konu standartlara gelince ise çok sayıda soru işareti oluştuğuna dikkat çekti. 

Depremle birlikte birden bire çok hareketli bir döneme girdiniz sanırım. Şu anda durum nasıl?

Birden müthiş bir strese girdik tabi. Biz 33 yıldır bu işi yapıyoruz, prefabrik yapılar üretiyoruz. Normalde depreme karşı konteyner üreten bir fabrika değiliz. Uluslararası müteahhitlerle proje bazlı çalışıyoruz. Onlara Konteynerden büyük kamplar kurarız. Bunun yanı sıra çelik yapılar da yaparız. Deprem öncesi ihracat odaklı ciddi bir yoğunluğumuz vardı. Elimizde birkaç tane de büyük proje bulunuyordu. Birden ihracat yasağı gelince mallar gümrükten döndü. Bir taraftan gelen yoğun talebe cevap veremiyorsunuz, diğer yandan yurtdışına bunu anlatmak zorundasınız. Tabii o arada bu işin dönüşümü de gerekiyordu. Biz daha evvel mülteci konteynerleri de yaptık ama bu apayrı bir konu. Bütün odak üzerimize toplanınca o stresle biz iki ay günde birkaç saatlik uykuyla idare ettik.

Neden kapasite artırılamıyor?

Konteynerlerin tabanında, prefabrik yapıların duvarlarında kullanılan çok kritik bir hammadde var. Ve bu hammaddeyi Türkiye’de sadece üç fabrika üretiyor. Bunlardan biri de biziz. Bu ürün olmayınca konteyneri yapamıyorsunuz. Son dönemde alternatif ürünler uygulayanlar oldu ama bu ürünün yerini doldurmuyor. Konteyneri üretmek için panel lazım. Bütün fibercement üreticileri konteyner tabanı üretse Türkiye’nin üretebileceği total rakam günde 850 -1000 adet civarında. Ben Türkiye’nin günde bin 500 konteyneri toparlayacağını zannetmiyorum. Bu ancak alternatif malzemelerle, farklı tasarımlar yapılıp sağlanabilirdi ama o da bugünün işi değil. Önceden çalışılması gerekirdi.

Sizin günlük kapasiteniz ne kadar?

Biz şu anda 70’leri zorluyoruz. Çünkü her şey bizimle bitmiyor. Kapı bulamıyorsunuz, kapının menteşesini bulamıyorsunuz. Biz şu anda sadece İstanbul’daki tesisimizde üretim yapıyoruz ama Bilecik’teki fabrikamızda da müsait bir alanımız vardı. Depremden sonra hızla organize olup, ikinci konteyner hattını da oraya koyduk. Orada da üretime başlamak üzereyiz. Yani kısa süre içinde günlük 100 adeti bulacağız.

İHTİYAÇ 200 BİN ADET

Türkiye’deki kurulu konteyner sayısı kaça ulaştı?

Şu anda Türkiye’de halihazırda 45-50 bin adet civarında konteyner bulunuyor. Ama tabii bu konteynerler geçici. Yani çadırın bir üst segmenti diyebiliriz. Bunların içinde bence maksimum bence bir yıl yaşanılabilir. Deprem bölgeleri için bunların bir üst segmenti prefabrik yapılardır. Onlar 15-20 yıl kullanılabilir. Tekrar sökülüp başka yere aktarılabilir. Onun daha üst segmenti ise betonarme yapıların alternatifi olan, hafif çelik yapılardır. Bunlar kalıcıdır ve betonarmeyle aynı maliyetlerdedir. Türkiye bu yapılarla daha yeni tanıştı. Üç-dört yıllık bir hikâyesi var. Ama biz bu hafif çelik yapıları 20 yıldır yapıyoruz. Betonarmeden çok daha hızlı yapılıyor. Konforlu, hızlı ve deprem bölgesi için çok uygun yapılardır. Dünyada da yoğun olarak kullanılır.

Siz şu anda deprem bölgesine hafif çelik yapı da yapıyor musunuz?

Biz çok altyapılı işlere girmemeye çalışıyoruz. Kendi alanımızda kalıp, müteahhitlere çözüm ortağı oluyoruz. Onlar altyapıyı ve çevre düzenlemesini yapıyor. Biz de üstyapıyı yapıyoruz. Şimdi Defne’deki bir hastane bu yöntemle yapılıyor. Hızlı gitsin diye iş dörde bölündü. Biz de dörtte birlik kısmını yapıyoruz.

Peki şu anda bekleyen ve karşılayamadığınız ne kadarlık konteyner talebi var?

Bizim yaptığımız sözleşme şu anda 6 bin 200’ler civarında konteyneri, yaklaşık bin 500’e yakın da prefabrik yapıyı kapsıyor. Bu işlerde yarılara geldik ama tabii şu anda yeni iş alamıyoruz. Haziran’ın 15’inden sonra yeni taleplere bakacağız.

Deprem bölgesinin toplam konteyner ihtiyacı ne kadar?

Devlet 200 bin konteynerden bahsediyor. Bir de şirketler kendi çalışanları için kendi konteyner kentlerini yapıyorlar. İşçilerin evleri yıkıldı. Fabrikalar epey bir süre çalışmadı. Dolayısıyla şimdi onlar bir an evvel işçilerini barındırmak için bizden modüler konteynerler istiyorlar.

“Biz sahada daha henüz Çin konteynerleri görmedik. Belki bundan sonra olur. Ben de Çin’den kendi standartlarıma göre levha sipariş ettim. Parasını ödedim, 20 gün sonra mamulü yükleyecekler. İki ay sonra da gelecek. Tabii o zaman işlerin durumu ne olacak, talep aynı şekilde olacak mı belirsiz. Çin artık dünyanın üretim üssü olmuş durumda. Orada istediğiniz kaliteyi bulabilirsiniz. Düşük kaliteli de var, çok iyisi de. Dolayısıyla kaliteyi siz belirlerseniz istediğiniz ürünü alıyorsunuz. Ama işi bilmeden, inisiyatifi Çinliye bırakırsanız o zaman hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.”

DÜZGÜN STANDARTTA YAPILIRSA SICAĞI ÇEKMEZ

Konteynerler yaz için elverişli mi… ‘Bütün ısıyı çeker’ yorumları yapılıyor.

O üreticinin ürününe göre değişir. Çatı, duvarda kullanılacak malzemeler bellidir. Siz o standardı sağladığınızda, yeterli konforu da venmiş olursunuz. Ama mesela siz araya seksenlik cam yünü koyuyorsunuz, belki standartlara göre üretim yapmayan üretici hiç koymuyor. Ben beş santim duvar yapıyorum, vatandaş dört santim yapıyor. Biz panel kullanıyoruz ama herkes bu malzemeyi kullanıyor mu bilemem. Şunu biliyorum, normal standartlarda üretilmiş bir konteynerde bu dedikleriniz olmaz. Yazın bütün sıcağı çekmez. Çünkü izolasyon yapıyorsunuz. Elbette şu anda merdiven altı üretim had safhada, onlarda ne olur bilemem..

ÇİN’DEN GETİRMEK MİNİMUM 2 AY

Bir de ithalat konusu var. Nereden geliyor şu anda ithal mallar?

Tabii en önemli üretici Çin. Ben de bu süreçte atladım, Çin’e gittim. 10 gün kaldım. Malzeme konusu kritik bizim için. Oradan tedarik yapıp, fabrikanın kapasitesini artırırım diye düşündüm. Modül yapı firmalarıyla görüştüm. Eğer siz ne istediğinizi biliyorsanız Çin’de yok yok. İthalata vergi avantajı getirildiği için Çin’den gelecek ürünler Türkiye’ye göre yüzde 25 daha avantajlı. Ama Çin’den ürünlerin gelmesi siparişten sonra iki ay sürüyor. Ve ürünler demonte olduğu için burada tekrar montaj yapılması gerekiyor. Yani malzeme geldikten sonra konteynerin devreye girmesi en erken iki hafta.

KRİTER İHRACATINI YAPABİLMEK

Peki burada kriter ne olmalı konteyner alırken? İnsanlar hangi malzemelerin kullanıldığını bilemez ki…

Bence kriter ihracat olmalı. Konteyner aldığınız firma bu işin ihracatını yapıyor mu veya yapabilir mi? Yaptığı ürünü dışarı satabiliyorsa, düzgün malzeme kullanıyordur. Bence konteyner alacaklar, bilinen firmalardan alsınlar ki daha sonradan servis imkânları olsun, firmaya tekrar ulaşabilsinler. Veya bilinen firmalardan belli standartları alıp ona göre dışarıda yaptırıyorlarsa yaptırsınlar. Yoksa iki gün sonra çatıları akabilir, tavan başlarına çökebilir. Tesisatlarında problem çıkabilir. Ucuz aldım diye zararlı çıkabilirler.

BAĞINA BAHÇESİNE GÖTÜRÜRLER

Kalıcı konutlar tamamlandığında bölgede bir konteyner kirliliği oluşma riski var mı sizce?

İnsanlar kalıcı konutlara geçse de alırlar bunları bağına, bahçesine götürürler. Yani devlet bunları alıp da daha sonra farklı yerlere aktarırız diye düşünüyorsa da bence zor. Sonuçta bu sihirli bir kutu. İçinde odası, banyosu, tuvaleti, mutfağı var. 21 metrekarede üç-dört kişilik aileyi belli bir süre yaşatacak bir standartta hazırlanıyor. Adam niye versin ki onu…

55 BİNE DE VAR 100 BİN TL’YE DE

Şu anda rakamlar nasıl?

Benim 55 bin liraya bağladığım grup da var, 85 bin liraya sattığım da, 91 bin TL’ye el sıkıştığım da. En son 100 bin liradan satış yaptık. Tabii içinde kullanacağınız malzemeye göre de fiyat değişir. Dört santim panel kullanırsınız başka bir şey olur, beş santim kullanırsanız başka.

YURTDIŞINA 2-3 KATI FİYATA SATIYORDUM

Fiyatlar konusuna da gelmek istiyorum. ‘2- 2.5 ayda fiyatlar katlandı’ deniyor…

Şu anda piyasada bir birkaç tip konteyner var. Bunlardan içi boş olanları 55-60 bin lira civarında. 2 ay evvel biz bu konteynerlerden yapmıyorduk. Üretim yaptığımız büyük bir grup bize böyle bir soruyla geldi. Hatta bayağı bir yaygara olmuş yönetimde fiyatlar konusunda. Ben de bütün dosyaları hazırlayıp, gittim. 6 Şubat’ta biz mal almışız, panelin metrekaresi 9.75 dolarmış. 7 Şubat’ta 10 dolardan bağlantı yapmışız. 17 Şubat’ta aynı paneli 12.75’ten almışız. 23 Şubat’ta 14.5 dolardan bağlantı yapmışız. Bunun üzerine bir de KDV indirimi geldi. Malzemeyi yüzde 18’le alıp, bitmiş ürünü yüzde 1’le satıyorsunuz. Ben bu rakamları gösterince ‘tamam biz anladık’ dediler. Kaldı ki biz bu fiyatların çok daha üstü fiyatlara yurtdışına proje yapıyorduk. Elimde sözleşmelerim var. Polonya’da, Fransa’da işlerimiz vardı. 250 bin liraya konteynerde satıyorduk. Şu anda deprem baskısıyla fırsatçı durumuna düşeceğiz diye konteyner fiyatını yükseltemiyoruz da.

SADECE BİZDEN AYRILAN 10-15 KİŞİ VAR

Yeni üreticiler mi ortaya çıktı?

Talep yüksek olunca herkes kafasına göre bir şey yapmaya başladı. Mesela depremden önce İstanbul’da konteyner üreten sadece dört-beş tane firma vardı. Şu anda İstanbul’da herhalde 100 yerde konteyner yapılıyor. Türkiye çapında da son iki ayda yeni 300 civarı üretici ortaya çıktı. Depremden önce aklı başında 20-25 firma vardı. Sadece bizimle çalışanlardan ayrılıp kendi firmasını kuran bir 10-15 kişi var. Girişimci bir milletiz.

ORHAN GÜNER KİMDİR

1964 yılında Samsun’da doğan Orhan Güner, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metalürji bölümünde, yüksek lisansını ise Fen Bilimleri Enstitüsü’nün Metal Eğitimi alanında yaptı. İş hayatına, Ülker grubuna bağlı Murat Kimya Borik Asit Fabrikası’nda başlayan Güner, daha sonra bir gemi inşa firmasında saha mühendisi olarak çalıştı. Güner kısa bir süre sonra ise kendi firması Vefa Makine Konstrüksiyon’u kurarak ticaret hayatına atıldı. 1990 yılında üniversiteden arkadaşı Turan Koçyiğit ile Türkiye’de yeni bir alan olan prefabrik sektörüne de giren ve Vefa Prefabrik Yapılar şirketini kuran Güner, ayrıca 1992’den itibaren dört yıl,kurucu ortağı olduğu İleri Silah Sanayii A.Ş.’nin genel müdürlüğü görevini yürüttü. Orhan Güner, halen Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Vefa’da marka, ürün tasarımı, Ür-Ge, Ar-Ge, projeler ve yatırım bölümlerini yönetiyor. Çeşitli vakıf ve derneklerin yönetiminde yer alan Güner, Gebze Teknik Üniversitesi Eğitim Vakfı’nın da Kurucu Mütevelli Heyet Üyesi konumunda.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir